Offff seni çok iyi anlıyorum. Herkesin beni sevdiği ama benim kimseyi onlar gibi sevemediğim kaç seneler yaşadım... Eşimle tanışana kadar sevmenin ne demek olduğunu bilmiyordum.
Çok ama çok sevildim, hatta sevgiye boğuldum. Her yaşta herkes tarafından gerek fiziksel, gerek zihinsel, gerek sadece birkaç hareketimiz vasıtasıyla çok sevildim. İstisnasız. Kadınlardan aşk mektubu almışlığım bile var ki ben medresede büyüdüm. Böyle diyorum ama ahım şahım bir şey sanma beni, ben sevmek fiilini idrak edemediğim için bana hep fazla geliyordu.
Sonra eşimle tanıştım ve sevmenin ne demek olduğunu öğrendim. Birden bire, şimşek hızıyla. Ailemi de çok severim, canımdan candırlar. Ama Eşim... Bambaşka biri, daha önce hiç görmediğim biri. Tanımıyorum onu. Ama Alaska ansızın divane oldu işte.
Elhamdülillah o da beni sevdi. Çok tuhaf bir yerde barınıyor onun sevgisi. Herkesin sevgisi bir yana, onunki bir yana. Pasparlak. Hep elektrikli ve sıcak. Yanaklarım karıncalanıyor. Annemde ya da babamda böyle değildi. Onları sevmek, soğuk gecede yorgunken sıcak yatağa girmek ve dinlenmek gibi. Ama eşimi sevmek sanki soğuk sana nüfuz etse bile lezzet almak gibi. Yine de sıcacık. Enteresan.
Şimdi de evladım. Oğluma bakarken buna benzer ama asla aynı olmayan bir his duyuyorum. Bu sefer içime içime sıcak su döküyorlar gibi ama yakmıyor.
Ne bileyim ya...