Ana SayfaHamilelikHamilelikte SağlıkÜçlü Tarama Testi Nedir, Yaptırmam Gerekir mi?

Üçlü Tarama Testi Nedir, Yaptırmam Gerekir mi?

Hamilelikte bazı test isimleri var, insanın kulağına sanki hastane koridorunda değil de matematik sınavında duyulacak şeylermiş gibi geliyor: ikili test, üçlü test, dörtlü test… Bir noktadan sonra insanın aklı karışıyor. “Ben bebeğimi bekliyorum, niye sürekli test çözüyoruz?” hissi gayet normal.

Geçenlerde hamile bir arkadaşım aradı. Sesi biraz telaşlıydı. Doktoru üçlü tarama testinden bahsetmiş, o da eve gelince internete bakmış. Hata orada başladı tabii. Çünkü internette bu konuyu aratınca bir yanda “mutlaka yaptırın” diyenler, diğer yanda “hiç gerek yok” diyenler, arada da insanı gece gece ultrason fotoğrafına bakıp düşüncelere daldıran yorumlar çıkıyor. Klasik internet karmaşası.

O yüzden gel, bu testi biraz sakin kafayla konuşalım.

Üçlü tarama testi tam olarak nedir?

Üçlü tarama testi, hamileliğin ikinci trimester döneminde yapılan bir kan testidir. Genellikle 16–18. haftalar civarında gündeme gelir; bazı doktorlar gebelik haftasına ve takibe göre biraz daha geniş bir aralıkta da değerlendirebilir.

Bu testte anneden kan alınır ve kanda bazı değerlere bakılır. Temel olarak üç madde ölçülür:

AFP,
hCG,
serbest estriol.

İsimleri biraz soğuk duruyor, kabul. Ama testin mantığı şu: Bu değerler, annenin yaşı, kilosu, gebelik haftası ve bazen ek bilgilerle birlikte bilgisayar ortamında değerlendirilir. Sonra ortaya bir risk oranı çıkar.

Burada kilit kelime şu: risk.

Yani üçlü tarama testi “bebeğinizde kesin şu var” ya da “kesin hiçbir şey yok” diyen bir test değildir. Bir tarama testidir. Tanı koymaz. Sadece bazı kromozomal durumlar ve nöral tüp defekti gibi problemler açısından riskin yüksek mi, düşük mü göründüğünü söyler.

Bu ayrımı bilmek insanı çok rahatlatır. Çünkü birçok anne adayı sonucu eline alınca sanki kesin hüküm verilmiş gibi paniğe kapılıyor. Hayır, öyle değil.

Peki bu test neye bakıyor?

Üçlü tarama testi daha çok şu durumlar açısından risk değerlendirmesi yapar:

Down sendromu,
Edwards sendromu,
nöral tüp defektleri denilen omurga ve beyin gelişimiyle ilgili bazı problemler.

Ama tekrar söyleyelim: Bu test “var” ya da “yok” demez. “Risk şu seviyede görünüyor” der. Aradaki fark çok büyük.

Şöyle düşün. Hava durumu uygulaması “yarın yağmur ihtimali yüzde 70” dediğinde bu, kesin yağmur yağacak demek değildir. Ama şemsiyeyi çantaya atarsın. Üçlü tarama testi de biraz böyle çalışır. Doktora, “Burada daha yakından bakalım mı?” sorusunu sordurur.

Test nasıl yapılıyor?

Aslında olay oldukça basit. Kan veriyorsun. Hepsi bu.

Ne aç kalman gerekir ne de uzun uzun hastanede yatman. Kolundan kan alınır, laboratuvara gönderilir. Sonuç çıktığında doktorun bunu gebelik haftan, ultrason bulguların ve diğer bilgilerle birlikte değerlendirir.

Yani testin kendisi zor değil. Zor olan kısmı genellikle bekleme süresi ve sonucu yorumlama kısmı. Çünkü hamilelikte beklemek zaten başlı başına bir spor dalı gibi. Hele bir de “sonuç çıkacak” cümlesi varsa, insan telefon ekranına biraz fazla bakıyor. Çok normal.

Sonuç yüksek riskli çıkarsa ne olur?

İşte en çok korkulan yer burası.

Diyelim ki sonuç “yüksek risk” şeklinde geldi. Bu, bebeğinizde kesin bir sorun olduğu anlamına gelmez. Sadece doktorunuzun daha ayrıntılı değerlendirme yapmak isteyebileceği anlamına gelir.

Bu durumda genellikle ayrıntılı ultrason, perinatoloji değerlendirmesi, farklı kan testleri ya da bazı durumlarda tanı testleri gündeme gelebilir. Tanı testleri dediğimiz şeyler, tarama testinden farklıdır. Daha net bilgi verirler ama her testin kendine göre avantajı, sınırı ve riski vardır. O yüzden bu karar tek başına Google’dan okunarak verilmez. Verilmemeli de zaten.

Doktorla konuşulur. Eşle konuşulur. Gerekirse ikinci görüş alınır. Sonra karar verilir.

Açıkçası burada en yanlış şey, sonucu alır almaz forumlara dalmak. Çünkü orada biri “benimki yüksek çıktı, hiçbir şey olmadı” der; diğeri “benimki düşük çıktı ama…” diye başlar. Her gebelik ayrı. Her hikâye ayrı. Senin sonucunu en doğru değerlendirecek kişi, gebeliğini takip eden doktordur.

Düşük riskli çıkarsa tamamen rahat mıyım?

Keşke her şey bu kadar basit olsa.

Düşük riskli sonuç iyi bir haberdir, evet. Ama “bebeğimde hiçbir sorun olamaz” garantisi değildir. Çünkü bu test yüzde yüz kesinlik taşımaz. Zaten adı üstünde: tarama testi.

Yine de düşük riskli sonuç çoğu anne adayı için rahatlatıcı olur. Doktor da genel tabloyu daha sakin takip eder. Ama rutin kontroller, ultrasonlar ve gebelik takibi devam eder.

Kısacası düşük risk = güzel haber.
Ama sihirli mühür değil.

Üçlü tarama testi yaptırmak zorunda mıyım?

Hayır, bu test genellikle zorunlu bir test gibi düşünülmemeli. Tarama testleri çoğu zaman anne adayına bilgi vermek ve risk değerlendirmesi yapmak için önerilir. Yaptırıp yaptırmama kararı; doktorun önerisi, gebelik haftası, önceki testlerin yapılıp yapılmadığı, aile öyküsü ve anne-babanın bu bilgiyle ne yapmak istediği gibi şeylere bağlıdır.

Burada dürüst olmak lazım: Bazı anne adayları “Ben sonucu bilmek isterim, ona göre hazırlanırım” der. Bazıları da “Bu bilgi beni çok kaygılandıracak, doktorumla başka seçenekleri konuşmak istiyorum” der. İkisi de anlaşılır.

Doğru cevap her zaman aynı olmayabilir.

Mesela ilk trimesterde ikili tarama testi yapıldıysa, NIPT gibi daha hassas bir tarama testi yapıldıysa ya da doktorunuz farklı bir takip planı önerdiyse, üçlü testin gerekliliği değişebilir. Tam da bu yüzden “komşum yaptırmış, ben de yaptırayım” mantığı pek iyi çalışmaz. Komşunun gebelik haftası bile başka olabilir, düşün.

İkili test, üçlü test, dörtlü test Bunların farkı ne?

Bu isimler insanı hakikaten yoruyor. Kısaca açalım.

İkili tarama testi daha erken haftalarda yapılır. Genellikle ilk trimesterde, ultrasonla ense kalınlığı ölçümü ve kan değerleri birlikte değerlendirilir.

Üçlü tarama testi ikinci trimesterde yapılan kan testidir. Üç biyokimyasal değere bakılır.

Dörtlü tarama testi ise üçlü teste ek olarak bir belirtecin daha değerlendirilmesiyle yapılır. Bazı yerlerde üçlü test yerine dörtlü test daha sık tercih edilebilir, çünkü bazı durumlarda risk değerlendirmesi açısından daha fazla bilgi sağlayabilir.

Hangisinin uygun olduğu, gebelik haftasına ve önceki kontrollerine göre değişir. Yani “en iyisi hangisi?” sorusunun cevabı tek başına testin adında değil, senin gebelik takibinde saklı.

Test sonucu neden yanlış alarm verebilir?

Çünkü insan vücudu Excel tablosu gibi çalışmıyor. Gebelik hiç çalışmıyor zaten (!)

Gebelik haftası yanlış hesaplanmış olabilir. Bebeğin ölçümleri beklenenden farklı olabilir. Anne adayının kilosu, yaşı, çoğul gebelik durumu, kullanılan bazı ilaçlar veya laboratuvarın değerlendirme sistemi sonucu etkileyebilir.

Bazen sonuç yüksek riskli çıkar ama ileri değerlendirmede bir sorun görülmez. Buna “yanlış pozitif” denir. Bazen de düşük riskli sonuç alınmasına rağmen nadir durumlar tamamen dışlanamaz. Bu yüzden test sonucunu tek başına, bağlamından koparıp yorumlamak iyi fikir değildir.

Sonuç kağıdını alıp kendi kendine oran okumaya çalışmak da ayrı bir stres sebebi. “1/250 mi kötü, 1/1000 mi iyi, 1/10.000 ne demek?” diye insanın kafası karışıyor. Bu oranların anlamını doktorunla konuşmak en sağlıklısı.

Yaptırmalı mıyım?

Ben burada sana “kesin yaptır” ya da “boş ver” diyemem. Diyen de biraz fazla rahat konuşuyordur.

Ama şunu söyleyebilirim: Üçlü tarama testi, bebeğin sağlığıyla ilgili bazı riskleri önceden değerlendirmek için kullanılan, basit bir kan testidir. Tanı koymaz. Panik testi değildir. “Bakalım risk haritası nasıl görünüyor?” testidir.

Yaptırmayı düşünüyorsan doktoruna şu soruları sorabilirsin:

“Benim gebelik haftam bu test için uygun mu?”
“Daha önce yaptırdığım testler varsa, üçlü teste hâlâ ihtiyaç var mı?”
“Sonuç yüksek riskli çıkarsa bir sonraki adım ne olur?”
“Benim durumumda üçlü test mi, dörtlü test mi, başka bir tarama mı daha mantıklı?”
“Bu testin bana sağlayacağı bilgi ne olacak?”

Bu sorular çok işe yarar. Çünkü mesele sadece test yaptırmak değil; çıkan sonucu ne yapacağını da bilmek.

Biraz da işin duygusal tarafı var

Hamilelikte insan bazen çok güçlü hissediyor, bazen de minicik bir cümleyle dağılıyor. “Risk” kelimesi bile yetiyor. Hele doktorun yüz ifadesini okumaya çalışma hali… O da ayrı bir uzmanlık alanı. Kaşını kaldırdı mı, niye kaldırdı? Ekrana uzun baktı mı, neden baktı? Halbuki belki sadece cihaz dondu.

Bu süreçte kendine biraz alan aç. Her bilgiyi aynı anda bilmek zorunda değilsin. Her testi tek başına yorumlamak zorunda değilsin. Ve en önemlisi, bir tarama testi sonucu senin anneliğini, bebeğine olan bağını ya da gebeliğinin güzelliğini belirlemez.

Testler yol gösterir. Kararı sen, doktorunla birlikte verirsin.

Kısacası…

Üçlü tarama testi, hamileliğin ikinci trimesterinde yapılan ve bazı kromozomal durumlar ile nöral tüp defektleri açısından risk değerlendirmesi sağlayan bir kan testidir. Kesin tanı koymaz. Sonuç yüksek riskli gelirse bu, bebeğinizde kesin sorun var demek değildir; sadece daha ayrıntılı değerlendirme gerekebilir.

Yaptırıp yaptırmama kararı ise gebelik haftana, önceki testlerine, doktorunun önerisine ve senin bu bilgiyi bilmek isteyip istemediğine göre değişir.

Benim fikrim şu: Bu testi “korkutucu bir sınav” gibi değil, doktorun elindeki küçük bir pusula gibi görmek daha doğru. Pusula yön gösterir, yolu tek başına yürümez. O yolu sen, bebeğin ve doktorun birlikte yürürsünüz.

SON OKUNANLAR

GÜNCEL BİLGİLER

21,256BeğenenlerBeğen
122,017TakipçilerTakip Et